Lojistik Sadece Navlun Değildir, 2012’den Kalan Bir Güven ve Network Doktrini
- 3 gün önce
- 1 dakikada okunur

Dış ticaretin ve lojistiğin ritminde stres her zaman var, bunu hepimiz biliyoruz. Kapıda bekletilen tırlar, ödenmeyen mal bedelleri ya da bitmek bilmeyen davalık dosyalar bu sektörün maalesef alışılmış, kanıksanmış gerçekleri. 15 yıl ve 26 ülke boyunca benim için gerçek başarı, bu krizlerin kapıdan içeri girmesini engelleyecek o sistemi kurmaktı.
2012 yılında yaşadığım o yanlış liman vakası (Barselona yerine Valensiya) benim için sadece bir operasyon hatası değildi, aslında ihracatçı ve ithalatçı arasındaki o hassas dengeyi, yani müzakere dozunu nasıl ayarlayacağımızı öğreten bir dersti.
2012’de Multimodal Düşünmek O dönemde herkesin gözü Doğu Bloğu pazarlarındayken, biz Batı Avrupa’nın karmaşık ticaret ağlarında operasyon yönetiyorduk. O gün o düğümü çözen şey sadece raylı sistem entegrasyonu değildi, tek bir bağlantı ile operasyonu önceliğe alan küresel acente ağıydı. Ama o ağı kuran asıl şey, teknik bilgiden önce insani ilişkilerdi.
Bizim sektörde yalan konuşmayacaksın. Bu maalesef sektörün en kötü, en alışılagelmiş özelliği. Benim 26 ülkede kurduğum ağın tek bir kuralı oldu. Yapamayacağın hiçbir işe yaparım demeyeceksin. Müşterini sadece bir kâr merkezi olarak değil, senin gibi para kazanmak için bu işi yapan bir insan olarak göreceksin. Öz mal hikayeleriyle kimseyi oyalamayacak, alt tedarikçi yönetimini eş, dost işi değil, liyakat esasına oturtacaksın. Benim bildiğim budur.
ihracatın dinamiklerini lojistiğin operasyonel gücüyle birleştirip aradaki boşlukları güven diplomasisi ile doldurmaktır. Doğru kadroyu kurduğunuzda ve o kadroya gerçekten inandığınızda, çözülemeyecek hiçbir sorun yoktur. Çünkü doğru sistemde yanlış rota diye bir şey yoktur, sadece yeni ve daha verimli bir rotanın başlangıcı vardır.



Yorumlar